COĞRAFYA

 

Brezilya kuzeyden güneye 4.320 km, doğudan batıya 4.326 km’dir. Ülkenin, yaklaşık 9/10’u Ekvator ile tropikal Oğlak dönencesinde yer almaktadır. Atlantik Okyanusu ile çevrili Brezilya’nın İspanyolca konuşan Güney Amerika ülkeleri ile 12.000 km’lik sınırı vardır. Ülkenin arazi yapısında  güneyin son ucunda Porto Alegre’den kuzeydoğudaki Natal’a kadar sahil hattını yakından izleyen sıradağlarından sonra kıvrımlarını açan Brezilya yaylası ile egemen engebeler mevcuttur. Esas düz arazi bölgeleri, sahilleri ve Amazon ovaları ve Paraguay Çöküntüsü (Mato Grosso Pantanal’ı)’dür. Ülkenin en yüksek noktası Amazon bölgesinin en kuzeyinde yer alan 3.014 m yükseklikteki Pico da Neblina’dır. 200 m’den yüksek araziler 5.002.412 km2 iken, 200 m’ye kadar yükseklikteki düz arazi bölgeleri topu topu 3.489.553 km2’dir.

 

Brezilya topraklarının büyük bölümü maden kaynakları yönünden de bereketlidir. Brezilya, Amazon cangılı ile dünyadaki en geniş tropikal orman ve oksijen rezervlerine sahiptir. Nehirler, ana havza Amazon bölgesi olmak üzere, yaklaşık 4 milyon km’lik büyük hidrolik enerji potansiyeline sahiptir ve bunlar nehir taşımacılığına elverişli su yolları olarak henüz tam potansiyele yeni yeni kavuşmaktadırlar. Brezilya’da ekvatoryal, tropikal, yarı kurak, dağlık tropikal ve astropikal olmak üzere beş iklim bölgesi vardır. Çağdaş iletişim sistemleri, dünyanın geri kalan kısmıyla yüksek yoğunlukta bağlantıları ile tüm ülkeyi kapsar. Esas olarak tarımcılık ve hayvan yetiştirmek, ancak aynı zamanda madenler ve altın aramak için açılmış olan modern ve yaygın karayolları da tüm ülkeyi sarar. Eldorado hikayesi hala yaşamaktadır.

 

NÜFUS

 

Brezilya’nın bugünkü nüfusu, kendisini dünyanın nüfusu en yüksek altıncı ülkesi yapan toplam olarak tahminen 170 milyon kişiden oluşmaktadır. Demografik yoğunluk tam tamına, kilometre kareye 20 kişiden fazladır, ancak dağılım nispeten sahil boyunca uzanan dar bir kıyı şeridinde yoğunlaşmıştır. Ülkenin iç taraflarında, demografik yoğunluğu kilometre kare başına bir kişiden daha az yöreler mevcuttur. Önceki on yıllarda, iç kısımlarda oturmaya eğilim gösteren halkın buralardan uzaklaşması için Brasília’nın inşası girişimi; her yere ulaşan iç karayolları şebekesinin yapımı; ülkenin iç taraflarında yeni kalkınma merkezlerinin yaratılması; Itaipú ve Tucuruí gibi büyük ölçekte hidroelektrik projelerinin tomurcuklanması şeklinde teşvik önlemleri alınmıştır.

 

Brezilya’nın asıl nüfusu, göreceli olarak küçük kabilelere bölünmüş ve yarı sabit köylerde yaşayan yerlilerden oluşmuştu. Bu kabilelerin yaşamı avcılık ve balıkçılık üzerine yoğunlaşmıştı. Yoksulların, kolonyal madenler ve ekim alanlarında çalıştırılmasını sağlamanın uygun olmadığı görülünce, Portekizli göçmenler, Afrika’dan siyah köleler ithal etmeye başladılar. 1850’lerde köle ticaretinin sona ermesi ile iş arayan Avrupalı ve Ortadoğulu göçmen akını arttı. Öte yandan 1910’da -bir milyonun üzerinde- kitle halinde Japon akını başladı. Zaman geçtikçe, bu göçmen dalgaları çoğunlukla São Paulo, Paraná, Santa Catarina ve Rio Grande do Sul gibi eyaletlerde yerleşti ve bu bölgeler çok farklı kişiliklere büründü.

 

Irk karışımı, Brezilya’da böylesine çok halkın katılımı ile, ancak asıl temeli bağımsızlık olarak, her türlü olası karışımı yarattı. Kabaca, 1/3 Portekiz ve 2/3 Afrikalı asıllı nüfus Brezilya’nın yüksek düzeyde entegre nüfusunda bugün de egemen etnik ayırt edici unsurdur. Bununla beraber hepsinin, hiçbir fark ve ayrım olmadan, ulusal toplumda, iş ve politika hayatında yeri ve sözü ve çok yüksek derecede devinim yeteneği vardır.