Yeni Cumhuriyet 1930’a kadar tamamen yasalara uygun olarak birbiri ardına seçilen başkanlarla liberal çizgide gelişti.

Birinci Cumhuriyet olarak tanınan bu dönem zamanın hükümetinin zorla devrilmesiyle sona erdi. Getúlio Vargas yönetiminde başarıya ulaşan devrim hareketinin ana amacı milliyetçi duygular veya güçlü ulusal siyasi partilerin kurulması amacından daha çok; bazı eyaletlerin, ülkenin geri kalan kısmına hakim olmasına izin vermekti. Brezilya’yı 15 yıl yöneten Vargas 1934’te oy verme hakkını büyük ölçüde genişleten ve kadınlara oy hakkı veren yeni bir anayasa getirdi.

 

Brezilya müttefikler safında İkinci Dünya Savaşına katıldı ve Brezilya Keşif Güçleri İtalyan birlikleriyle savaştı, totaliterlerin yenilgisi Vargas’ın istifasıyla sonuçlandı ve bir yıl sonra 1946’da Eurico Gaspar Dutra Cumhurbaşkanı seçildi ve 1967’ye kadar yürürlükte kalan yeni bir anayasa kabul edildi. Vargas, 1950’deki seçimde ezici bir çoğunlukla tekrar göreve döndü ancak 1954’te intihar etti. Juscelino Kubitschek seçilene kadar ülke geçici hükümetlerle yönetildi. Modern Brezilya’nın kurucusu Kubitschek (1955-1960), anıtsal Brasília başarısı da dahil olmak üzere ülkede tüm cephelerde geniş bir kalkınma başlattı.

 

1960’ların başları, Brezilya’da siyasi çalkantı yıllarıdır. 1964’te kansız bir ihtilalden sonra General Humberto de Alencar Castello Branco Silahlı Kuvvetlerin desteği ile göreve geldi. Silahlı Kuvvetler 1980’lerin ortasına kadar, enerjide; özellikle alt yapıda önemli kalkınma yatırımları dönemi başlattı ve daha sonra demokrasiye yumuşak geçişi sağladı.

1985’te Başkan yardımcısı José Sarney, başkan seçilen Tancredo Neves’in göreve başlamadan hemen önce hastalanarak ölmesi üzerine, son yirmi yılın ilk sivil Cumhurbaşkanı oldu.

 

1988’de yeni bir anayasa hazırlandı ve Başkan Fernando Collor de Mello 1989’da ilk kez dolaysız genel oylama ile 5 yıllık dönem için başkan seçildi ve 1990’da göreve başladı. Ancak 1992 yılında Brezilya’da demokrasiyi güçlendiren dramatik kriz sırasında kendisine yapılan suçlamalar nedeniyle Kongrenin yaptığı oylama sonucunda, Başkan Yardımcısı Itamar Franco Başkan olarak görev yapmak üzere yemin etti. Ekim 1994’te, Brezilya parasını stabilize eden yenilenmiş yatırım ve gelişme için ana ilkeler koyan “Plano Real”in fikir babası, Senatör Fernando Henrique Cardoso dört yıllık bir dönem için Başkan seçildi ve 1 Ocak 1995 tarihinde göreve başladı. 1998’de yeniden seçildi. Son seçimlerde ülke çapında büyük bir başarı sağlayarak yönetime gelen Başkan Luís Inácio Lula da Silva, 1 Ocak 2003’te göreve başladı. Yeni hükümet, başta sosyal alanlar olmak üzere, ülke yönetiminin kurumsal yapısında değişiklikler yaparak, Brezilya’nın modernleştirilmesi için köklü reformlar başlattı.

Luís Inácio Lula da Silva, 27 Ekim 2002’de yapılan seçimler sonucunda, Ocak 2003’te göreve başlamak üzere, %61 gibi açık bir farkla (52 milyondan fazla oy), anayasaya göre yeniden seçilebilme olasılığı olan ilk Cumhurbaşkanı olarak seçildi.

 

Başkanın yetkileri oldukça kapsamlı ve Birleşik Devletler Başkanının yetkilerine benzer. Kendisi Federal Hükümetin Yürütme Kurulunun başıdır. Her ikisi de halk tarafından dolaysız olarak seçilmiş Yasama Kurulu Kongre, Millet Meclisi ve Federal Senatodan oluşurken; Federal Yasama Kurulu ve Yüksek Mahkeme de yeralmaktadır. Federal Cumhuriyet Brezilya, herbiri idarî, hukukî ve yasama erkine sahip eyaletlere; ve her eyalet ayrıca bunları yönetmek üzere bu üç erke sahip yerel yönetimlere bölünmüştür.